Holep ile Prostat Ameliyatı

Detaylı Bilgi ve Randevu için Sizi Arayalım !

 

Holmiyum Lazer (HOLEP)  ile iyi huylu prostat büyüme ameliyatı

HOLEP , İyi huylu prostat büyümesine bağlı idrar kanal tıkanıklıklarının ameliyatla tedavisinde lazer teknolojisinin kullanıldığı bir yöntemdir.İyi huylu prostat büyümesi , her ne kadar kanser türü bir rahatsızlık olmasa da sık idrara çıkma, kesik kesik işeme, ıkınarak işeme ve hatta sonda takılma gereksinimine neden olan ve hayat kalitesini ciddi anlamda bozan bir hastalıktır. 60 yasındaki erkeklerin neredeyse %40’ında bu hastalık mevcutken hastaların pek çoğu ilaç tedavisi ile rahatlamaktadır. Ancak idrarla kan kaybeden, mesanesinde taşlar oluşmuş, üresinde yükselme olan, böbreklerinde genişleme olan, sık sık idrar yolu enfeksiyonu olan ve ilaç tedavisi ile rahatlamadığını beyan eden hastalarda  ameliyat tedavisi  tercih edilmektedir.

İyi huylu prostat büyümesine(BPH)  işeme sorunlarının  cerrahi tedavisinde prostatın holmiyum lazer ile tedavisi(HoLEP), özellikle orta-büyük hacimli prostatlar için açık cerrahiye  alternatif olarak tüm dünyada giderek daha yaygın olarak uygulanmaktadır. HoLEP ile idrar kanalını tıkayan büyümüş prostatın neredeyse tama yakın çıkarılması mümkün olabilmektedir. İyi huylu prostat büyüme tedavisinde kullanılan diğer ameliyatlar ile karşılaştırıldığında; benzer düşük komplikasyon oranlarına, daha iyi fonksiyonel ve semptomatik sonuçlara sahip olduğu ayrıca uzun dönemde daha düşük oranda  tekrar operasyon gerektiren etkin ve güvenli bir yöntem olduğu birçok bilimsel  çalışmada gösterilmiştir.

İşlem nasıl yapılır?

Holep işlemi steril ameliyathane şartlarında yapılması gereken bir işlemdir.  Hastaya genel veya regional(Belden yapılan) anestezi ile gerçekleştirilebilinir. Özel bir endoskopik cihaz ile idrar kanalından girilir. İdrarın geliş yönünün tersi  istikamette , görüntü eşliğinde prostata ulaşılır. Ardından lazer enerjisi ile prostatın büyümüş kısımları prostat kapsülünden ayrılarak mesaneye itilir. Kabaca anlatmak gerekirse prostatı, içinden idrar kanalı gecen bir mandalinaya benzetirsek, lazer ile mandalinanın dilimleri kabuğundan ayrılır ve mesaneye geri itilir. Sonrasında bir başka özel endoskopik alet ile mesanedeki bu dokular eritilerek hiçbir kesme işlemi uygulanmadan idrar kanalından çıkarılır. Bu dokular kanser odağı içerip içermediğinin araştırılması için patoloji uzmanı hekim arkadaşlara gönderilir. Hastaların hastanede kalış süresi genelde 1 veya 2 gün olmaktadır ve oldukça güvenli bir yöntem olarak uygulanmaktadır. Operasyondan hemen sonra takılan idrar sondası genelde 1 veya 2 gün içerisinde dışarı alınmaktadır. Sondanın çıkarılmasında temel gösterge idrarın kanamasız olarak temiz bir şekilde gözlenmesidir.

 

PARSİYEL (NEFRON KORUYUCU) BÖBREK KANSER CERRAHİSİ

Günümüzde artan teknolojik gelişmeler ışığında böbrek tümörlerinde böbreğin tamamının alınmadan sadece kanserli dokunun alınması işlemi oldukça yaygın uygulanmaktadır.  Böbrek hasarına yol açan hipertansiyon ve şeker hastalığının bu kadar yaygın olduğu bir çağda mecbur olmadıkça böbreğin tamamının alınmaması çok önemlidir. Ancak her onkolojik ameliyatta olduğu gibi böbrek kanseri ameliyatlarında en önemli husus geride hiç tümörlü dokunun bırakılmamasıdır. Bu nedenle genellikle böbreğin kenarlarından köken alan ve özellikle ana damarlarını kaplamayan tümörlerde ilk etapta denenmesi gereken yöntem parsiyel nefrektomidir.

FÜZYON BİYOPSİ

Bilindiği gibi kanser kuşkusunda genelde yapılması gereken ilk işlem biyopsi ile yani kuşkulu dokudan parça alma ile patolojik incelemeler doğrultusunda hastalığın adının konmasıdır. Prostatta da durum böyledir. Her ne kadar prostat kanser taramasında diğer organ kanserlerine göre daha şanslı olsak da arada kalınan vaka sayısı oldukça fazladır. Seksenli yılların başında keşfedilen ve prostat kanser taramalarında o günden bu yana yapılması gereken ilk işlem olan kanda psa testi oldukça önemlidir. PSA testi yüksek olan ve/veya parmakla muayenede kuşkulu sertlik hissedilen hastalarda biyopsi önerilir. Biyopsi transrektal ultrason adı verilen makat yoluyla yapılan ultrason ile gerçekleştirilir. Ancak prostat kanser dokularının neredeyse % 60 kadarı ultrasonda bulgu vermeyip normal doku gibi görünmektedir. Bu nedenledir ki gerek hekim gerekse hastalar biyopsi sonuçları kanser gelmese bile kuşku içerisinde kalmaya devam etmekteydiler. 10 yıllık dönemde ortaya çıkan teknolojik bir gelişme bu kuşkuları neredeyse tamamen yok etmiştir. Multiparametrik prostat MR adı verilen yeni bir gelişme ile prostatta yer alan kanserli dokuların neredeyse % 95 ini net olarak saptama şansını elde ettik. Burada kalan tek sorun , MR’da  saptanan o dokuyu ıskalamadan biyopsi yapabilmekti. Neyse ki teknoloji bu sorunun da üstesinden gelmeyi başardı. MR verilerini ultrason ile birleştirerek o dokunun görünmesini sağlayan ve bu şekilde biyopsinin direk olarak hatasız alınmasını sağlayan Füzyon Biyopsi yöntemi ile prostat kanser tanısı konmasında oldukça yol alındı.  Standart biyopsi ile hemen hemen aynı şekilde uygulanan, hastaya anestezi verilmesine gerek kalmayan bu yöntem ile  tekrarlayan biyopsilerden kurtulunmuş oldu.

HEMEN ARA
WHATSAPP'DAN YAZ
Bu internet sitesi veri politikalarına uygun çerezler kullanır. Bu internet sitesine bakmaya devam etmeniz, çerez kullanımımızı kabul ettiğiniz anlamına gelir. Detaylar için tıklayınız.
x